Haberler
11.03.2021

Dünya Gazetesi Röportaj

AR-GE ON

DÜNYA GAZETESİ RÖPORTAJI- FATOŞ KARAHASAN

GENVEON GENEL MÜDÜRÜ DR ERHAN BAŞ

İlaç sektörü pandemi sürecinden nasıl etkilendi?

Türk ilaç sanayii Pandemi sürecinden etkisi ile doğal bir daralma yaşadı, kutu bazında yüzde 4 civarında olan bu yüzdesel oranı detaylandırarak baktığımızda, küçülmede genel olarak yerli firmalarımızın çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Geçtiğimiz yıl, uluslararası firmaların satışları kutu bazında aynı kalırken, Türk  firmaları yüzde 6.2 oranında küçülme yaşamış oldu. Bunun nedenlerine baktığımızda, uluslararası firmaların portföylerinde kronik hastalıklar için üretilen ilaçların çoğunlukta olmasını görüyoruz. Örneğin kanser ilaçları; bu dönemde yüzde 14 arttı, yine benzer şekilde Kardiyoloji ilaçları da yüzde 9 oranında artış gösteriyor.

Bir başka etki, otoritenin pandemi nedeniyle kronik hastalıkları bulunan kişilere doktora gitmelerine gerek kalmadan ilaçlarını eczaneden  alabilme imkanı vermesi bu sayede,  bu firmaların satışlarını çok da fazla etkilenmemiş  oldu.  Ancak bu dönemde akut ilaç pazarlarındaki küçülmelerden de bahsetmiş olalım; özellikle antibiyotikler ki bu oran yüzde 24, kas-iskelet sistemi ilaçları yüzde 11, duyu organları ilaçları yüzde 13 olarak açıklayabiliriz.  Bunlarda yüksek oranlarda geriye giden pazarlar oldu.  Akut pazarlardaki daralmanın en önemli nedenlerinden biri de okulların kapalı olmasıydı. Çünkü çocuklarımız evde kaldıkları süre içinde grip, üst solunum yolları hastalıkları gibi akut hastalıkların görülme sıklığını azaltmış oldu.

Tabii tüm bunlara paralel olarak doktorlarımızın reçete adetinde de düşme oldu. Buna birde maske kullanımı, birçok hastanenin pandemi hastanesine dönüşmesi, diğer hastaları kabul etmemeleri,  insanlarımızın acil olmayan hastalıkları için hastanelere gitmemesi gibi sebepler reçete adetenin azalmasına neden oldu. Rakamsal olarak şöyle ifade edelim; 2020 yılında doktor reçete adeti yüzde 11,5 oranda azalma gösterdi.

Ancak güzel bir taraf, yaşanan tüm olumsuzluklara  rağmen Genveon olarak,  2020 yılında kutu bazında yüzde 8, TL bazında ise yüzde 20 büyümeyi ekibimle başardık. Son 3 yıl toplam büyümemiz kutu bazında yüzde 118, TL bazında ise yüzde 234 gibi yüksek bir oranda ki bu rakam şirketimizde büyük bir dönüşüm hareketinde, tamda doğru karar ve uygulamalarını devam ettirdiğimizi gösteriyor.

Bu dönüşümün görsel olarak da bir işareti  olan marka ismimizi onu bütünleyen logomuz ve renkleri ile tasarım ile de  tanımladık. ‘Generica’yı Genveon a dönüştüren süreç 2,5 yıl sürdü. Temelde, ‘Generica’nın Gen’i ve  yeniliğin günümüz tanımı ‘Invention’ terimlerindeki seslerinde birleşiminden doğan Genveon; kazandığımız güven, sahip olduğumuz yüksek kalite kültürünü ve dinamizmi inovasyonla buluşturan yeni vizyonumuzu simgeliyor, logomuzdaki,  ileriyi zirveyi işaret eden ok ise Genveon’un sağlık ve insanlık için her zaman en iyiyi ve en ileriyi hedeflemesine bir vurgu.

İşleyişte bu hedeflere paralel, tamda pandeminin ortasında büyük bir atılım yaptık ve Novartis’in Gebze’deki fabrikasını satın aldık. Kalite olarak uluslararası standartlara uygun hatta sınıfının en iyileri arasında yer alan üretim tesisimiz ile artık üretim sektöründe de varız.  Fabrikanın 310 çalışanı tüm haklarıyla birlikte,  devr almış olduk.  İstihdamın devam etmesine, bu tesisin oluşturduğu eko sistem sayesinde birçok sektörün işlerinin devamlılığına da (Kutu, prospektüs, folyo imalatı, taşımacılık, yemek, servis gibi) katkı sağlamaya devam etmek bizim için önemli.

Novartis ile ayrıca 4+2 yıl süresince tüm ürünlerini üretmek üzere bir anlaşma yaptık. Eğer Fabrikayı biz almasaydık, ya Türkiye’deki varlığına son verilecekti ya da bir başka ülkenin firması satın alacaktı. Ancak bu aşamada ve böyle bir dönemin içinde bir Türk firmasının bu tesisi  almış olmasını hem Türkiye ilaç sanayisi hem ekonomimiz, hem de sektör açısından oldukça gurur verici buluyoruz.

Fabrikamızın Kanada, Japonya, Brezilya,  Avrupa, Rusya’nında içinde olduğu  29 ülkeden GMP onayı var  bu ne demek; ürettiğimiz ürünleri 83 ülkeye satabiliriz.  Tesisin üretim kapasitesi oldukça yüksek, buna rağmen üç vardiya çalışıyoruz ve yıllık 3.5 milyar tablet ve 70 milyon kutu ile üretime katkı sağlıyoruz, bu üretimin yüzde 85’i Novartis tarafından ihraç ediliyor.

Orta vadeli hedef olarak, tesisimizi uluslararası birçok diğer başka firmalar içinde üretim üssüne dönüştürme hedefimiz listemizde.

Onların adına bir üretimi sanki fason fabrikaya vermiş gibi yapıyorsunuz kar bölüşümü mü oluyor üretim yüzdesi mi?

Biz, Novartis için anlaştığımız bir fiyat üzerinden fason üretim yapıyoruz. Kendi ürünlerimizi de fabrikamıza geçirmeye başladık.  Stratejik planlamamızda tesisimizi,  başta gelişmiş ülkeler olmak üzere birçok ülke için “üretim üssü” yapmak var. Birçok ülke tarafından uluslararası standartta üretim onayının bulunması bize çok yüksek hız katacak.

Gelelim, ihracatımıza. Bu girişim ile bize ihracatımızı artırmak için parlak bir fırsat doğmuş oldu.  Örneğin Rusya’ya bir ürün satmak istiyorsanız tesisin Rusya’dan onaylı olması gerekiyor. Ancak bizim  birçok ülke için üretim onayımız olduğu için ürünlerimizin ihracatını da kolaylıkla gerçekleştirme imkanımız var.

Buna devam edecek misiniz yoksa bitecek mi?

Novartis ile anlaşmamız dört yılda bir yenilenerek devam edecek. Yatırımlarımız devam ediyor. 2021 yılında fabrikaya büyük bir IT yatırımı yapıyoruz. Bu yıl IT yatırımı için 30 milyon TL harcama planladık.

Tesisimizi alırken, yanındaki 20 bin metrekarelik bir araziyi de satın almıştık, yine burasıda yeni bir üretim tesisi yatırımı için hazır.

Bunun yanında, Ar-Ge merkezimizi de bu tesise taşıyarak, yeni ürün geliştirilmesini hızlandırdık. Merkezimizin kapasitesini geliştirmek için altyapı, makine ve teçhizat alanında oldukça büyük bir yatırımlarımız devam ediyor. Rakamsal olarak şöyle ifade etmek gerekirse, 2021 yılında 20 milyon, 2022 yılında 50 milyon olmak üzere toplamda 70 milyon TL’lik yatırımdan bahsediyorum. Burada, değer katılmış yeni ürünleri geliştirmek öncelikli, bunun için deneyimli ve kendini geliştiren, yenilikleri çok yakın takip eden insan kaynağımız ile akut ve kronik pazarlarda orijinal, eşdeğer ve OTC ilaçlardan oluşan geniş ürün portföyü ile sağlığa ve hayata katkıda bulunmayı amaçlıyoruz.  Özellikle tüm dünyada hızla gelişen kronik hastalık alanlarından; onkoloji, solunum ve diyabet gibi alanlar için çalışmalarımızı hızlandıracağız. 5 yıllık stratejik planımızı en temelinde “sağlıklı büyüme” var.

2021’de Türk ilaç sanayide bir daralma bekleniyor mu?

2021 yılını pandemi kaynaklı durumun devam edeceği bir yıl olarak görüyoruz bu çok net. Ekip olarak, hızlı değişim sürecimiz için çok önemli bir yıl. Öngörülerimize uygun olarak; 2021 yılında bütünleşik hizmetler sağlayabilmek, teknolojik alt yapımızı geliştirmek, sunduğumuz hizmetlerde farklılıklar yapmak, dijital platformları geliştirmek, değer katılmış yeni ürünlere en kısa sürede ulaşmak, şu an içinde olmadığımız alanlara girmek, üretim tesisimiz ile ihracatımızı artırarak bölgesel güç olmak ve uluslararası alanda birçok firma için üretim üssü olmak konularını hedefleyeceğimiz bir yıl görüyoruz.

Hangi tür ilaçlar yapıyorsunuz?

İlaç portföyümüzü; değer katılmış akut, kronik orijinal, eş değer ve OTC ürünler olarak belirledik. Toplamda 47 ürün ve 89 form ile ilaç sektörüne hizmet veriyoruz. Şu anda nöroloji, psikiyatri, KBB (Kulak, burun, boğaz) , Aile hekimi, dahiliye, pediatri, fizik tedavi, ortopedi, cerrahi, göğüs hastalıkları ve kadın doğum alanlarına yönelik ilaçlarımız var.

Sırlamada kaçıncı şirket?

Firmamız Türk ilaç pazarında bulunan 450’den fazla firma içerisinde şuan kutu bazında 45. sırada. 2021 yılında 500 milyon TL’lik bir ciro bekliyoruz. 2024 yılında en büyük ilk 20 firmadan biri olmak hedefilerimiz arasında yer alıyor. Ar-ge’mizde birçok yeni ürün ruhsatı hazırlıyoruz. Bakanlıkta da birçok ruhsatımız var.

Sosyal sorumluluk projesi var mı?

Ülkemizin ve dünyanın yaşam kalitesinin yükselebilmesi için kurumsal olarak sorumluluklarımız dikkat çekici bir şekilde artıyor. Bu sene ana iş hedeflerimizden bir tanesini de sürdürebilirlik olarak belirledik. Sosyal sorumluluk alanlarındaki çalışmalarımız artarak devam edecek.

Pandemi döneminde destek tavkiye olarak ilgi gören ürünleriniz var mı? Ödül alan bir ürününüz var mıdır?

Salgınla birlikte toplum destek tedavilerin önemini anlamaya başladı. İnsanlar kendilerini korumak ve bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için bu tür ilaçlara yöneldi. Bu tür ilaçlara örnek vermek istersek; “Cistus” pastilimiz var. Cistus Antivirüs Pastil,  özellikle pandeminin olduğu şu günlerde, ağız ve yutakta yarattığı mekanik bariyer ile virüs ve bakterilerin bu bölgede tutunmasını önleyerek bir enfeksiyon blokeri görevi üstleniyor. İçeriğindeki cistus creticus özü, zarflı virüslerde de antiviral etkinlik göstererek insan sağlığına değer katıyor. Pandemi döneminde oldukça fazla talep gördü. Bu ürünümüz ile 2016 yılında ilaç ve eczacılık sektörünün başarılı kurum, şahıs ve ürünlerinin seçildiği Altın Havan Ödülleri’nde “en iyi ilaç” ödülü kazandık.

Ayrıca, bildiğiniz gibi demir eksikliği ülkemizde oldukça fazla görülüyor ve tedavisi çok zor. Sukrozomiyal teknoloji ile ürettiğimiz ve Türk tıbbının kullanımına sunduğumuz ‘Sidefer’ adlı ürünümüzde vücut tarafından kolayca emilemeyen demir mineralini sukroz ester bir kılıfla kapladık. Böylece demirin vücuda emilimini ciddi ölçüde artırmayı başardık. Bunun yanı sıra kansızlık tedavisinde sık karşılaşılan yan etkileri de ortadan kardırmayı ve tedavinin devamlılığına, gücüne yardımcı olmayı başardık. Yine bu ürünümüzle de 2019 yılında ilaç ve eczacılık sektörünün başarılı kurum, şahıs ve ürünlerinin seçildiği Altın Havan Ödülleri’nde “en iyi ilaç” ödülü kazandık.